Gebelik

Gebelerin takip edilmesi çok önemlidir. Çünkü sağlıklı bir gebe takibi ile anne ve bebek ölümleri azalır, erken doğumlar ve düşük doğum ağırlıklı bebek oranı azalır. Gebe kadın Aile Hekimliğinde gebeliği boyunca en az 4 kez görülmelidir. Gebenin bakımı, gebelik öncesinde başlayan ve tüm gebelik boyunca devam eden tıbbi bakım ve psikososyal desteği içeren programdır. Burada gebe kadına düşen en önemli görev aile hekimine başvurmaktır.

Tüm gebeliklerin yarısından fazlası planlanmadan olan gebeliklerdir. En büyük riskleri de bu planlanmamış gebelikler taşımaktadır. Bu yüzden aslında yapılması gereken bir çocuk sahibi olmaya karar verildiğinde aile hekimiyle görüşülmesidir. Çünkü beslenme sorunları, hastalıklar, sigara ve ilaç kullanımları, yaşam tarzı ve alışkanlıklar gibi gebeliği olumsuz etkileyebilecek durumlara önceden müdahale edilebilir.

Örneğin ülkemizde gebelik öncesi en sık görülen hastalık kansızlıktır ve tedavisi çok kolaydır. Şeker hastalığı eğer bilinir ve danışmanlık verilirse doğacak bebekte anormallik olma olasılığı ciddi azalır. Bir başka örnek Epilepsi-Sara Hastalığı, bu hastalıkta gebelik öncesi bebeğe en az zarar verecek ilaca geçilmeli ve folik asit denilen bir vitamine başlanmalıdır. Şişman anne adayları gebelikte şeker hastalığı açısından büyük risk taşırlar. İşte bu örnekler bize gebelik öncesi aile hekiminden danışmanlık alınmasının önemini göstermektedir.

Sigara içen ve gebelik planlayan bir kadın hemen sigarayı bırakmalıdır. Yapılan çalışmalar sigaranın hamile kalabilme ihtimalini azalttığını göstermektedir. Ayrıca bebeğin dolaşınımı bozarak oksijensiz kalmasına, akciğer gelişiminin yetersiz olmasına da yol açmaktadır.

Gebelik öncesi taranması gereken bazı enfeksiyonlar vardır. Halk arasında Kızamıkcık diye bilinen Rubella döküntülerle giden ateşli bir viral enfeksiyondur. Genellikle çocukluk çağında geçirilir. Ülkemizde tüm bebekler aşılanmaktadır. Kızamıkcık gebe iken geçirilirse düşükler ya da bebekte ciddi hasara neden olabilir. Gebelik öncesi Kızamıkcık geçirip geçirmediğini hatırlamayan kadınlara kandan bağışık olup olmadığına bakılabilir. Eğer bağışık değilse aşılanmalıdır. Aşı sonrası 3 ay hamile kalınmamalıdır. Gebe kaldıktan sonra kızamıkcık taraması yapılan ve bağışık olmadığı saptanan kadınlara aşı yapılmaz, hamilelik süresince kızamıkcık geçirenlerden uzak durulmalıdır. Aynı şekilde bir çocukluk hastalığı olan suçiçeği de nadir de olsa erişkinde de görülebilir. Bağışık değilse hamilelik öncesi kadın aşılanmalıdır. Hepatit B (sarılık) da taranması ve bağışıklık yoksa aşılanması gereken bir durumdur.

Normal bir gebe takibinde İlk 28. hafta ayda bir, 28-36. haftalar arası, 2-3 haftada bir, 36. haftadan sonra haftada bir görülmelidir. Her takipte, kan basıncı, kilo ölçümü, rahim yüksekliği ölçülmeli, bebeğin kalp sesi ve pozisyonu değerlendirilmelidir.

Gebelik üçer aylık 3 döneme ayrılır.

İlk Üç Aylık Dönem: 0-14. Haftalar, 1. Trimester
İkinci Üç Aylık Dönem: 15-28 haftalar arası, II. Trimester
Üçüncü Üç Aylık Dönem: 29-42 haftalar arası, III. Trimester

Aile hekimiyle ilk görüşme gebeliğin ilk 14 haftası içinde, ikinci görüşme 18.-24. haftalar içinde üçüncü görüşme 30.-32. haftalarda, dördüncü görüşme 36-38. haftalarda yapılmalıdır.

Öncelikle ilk görüşmede gebe olduğunun doğrulanması gerekmektedir. Bebeğin kalp atımının duyulması, bebek hareketlerinin elle hissedilmesi, USG ile bebeğin görüntülenmesi gerekmektedir. Gebeliği düşündüren bulgular ise şunlardır: en az 10 günlük adet gecikmesi, sık idrara çıkma, halsizlik ve yorgunluk, bulantı-kusma, memelerde hassasiyet, ciltte bazı değişiklikler, bebek hareketlerini hissetme, kanda ya da idrarda gebelik testinin pozitif olması.

İlk görüşmede gebenin genel sağlığına bakılır ve beklenen doğum tarihi hesaplanır.
Gebelik süresi 10 ay, 40 hafta, 280 gündür (son adet tarihinden-beklenen doğum tarihine kadar). Son adet tarihine 7 gün ekleyip, 3 ay geri gidilerek hesaplanır.
Her görüşmede aile hekiminiz kilonuzu, tansiyonunuzu ölçer ve karında rahminizin yüksekliğini belirler. Ayrıca bebeğin kalp sesi ve pozisyonuna da bakılır.
Her görüşmede kansızlık için tahlil yapılır ve idrara bakılır. Kansızlık ve idrar yolu enfeksiyonları tedavi edilir. İdrar hem enfeksiyon hem de protein olup olmaması açısın değerlendirilir.

Kan uyuşmazlığı varsa indirect coobs denilen tetkik yapılır Kan uyuşmazlığının teşhisi için hem anne hem de baba adayının kan grubunun bilinmesi önemlidir. İlk görüşmede Kan grubu ve Rh tayini yapılır Eğer anne Rh (+) ise babanın kan grubu önemini yitirir
Anne karnındaki bebeğin uyuşmazlıktan etkilenebilmesi için bebeğin kan grubu ile anneninkinin uyumsuz olması, bebeğin kanının anne kanı ile temas etmesi, ve annenin bağışıklık sisteminin bu duruma cevap olarak antikor üretmesi gerekir. En sık rastlanılan uygunsuzluk Rh uygunsuzluğudur. Bu durumda baba Rh(+) iken anne Rh(-)dir. Eğer bebek de Rh (+) olursa bebeğin kanındaki bu Rh faktörü anne kanına geçer ve annenin bağışıklık sitemi Rh faktörünü ortadan kaldırmak için antikor adı verilen maddeler üretir. Bu nedenle ilk bebek durumdan etkilenmez. Rh uygunsuzluğundan sadece Baba pozitif anne negatif iken söz edilebilir. Baba negatif anne pozitif ise uyuşmazlık önemli değildir.

Gebelik takibi esnasında annenin kanında normalde olmaması gereken anti-Rh aranır. Bu teste indirek coombs adı verilir. Doğum sonrası bebekte anneden geçen antikorların aranmasına ise direk coombs testi adı verilir. Kan uyuşmazlığında amaç annenin Rh pozitiflere karşı antikor oluşturmasını engellemektir. Bu nedenle kan grubu Rh(-) eşi Rh (+) olan gebelere 28. haftada anti-D iğnesi yapılmalıdır. Bu ilaçlara halk arasında uyuşmazlık iğnesi adı verilir. Doğumdan sonra bebeğin kan grubu pozitif ise ilk 72 saat içinde yeniden anti-D yapılmalıdır.

Benzer şekilde düşük, dış gebelik, kürtaj gibi durumlarda da müdahaleden hemen sonra anti-D yapılmalıdır.

Ulusal aşı politikaları gereği hamile kadınlarda eğer son 10 yıl içinde rapel yapılmamışsa tetanoz aşısı önerilir. Tetanoz bağışıklaması 12. haftadan itibaren yapılabilir. Hamilelik sırasında yapılan aşıya bağlı gelişen antikorlar bebeğe de geçerek onu yaşamının ilk dönemlerinde bu ölümcül bir hastalık olan tetanozdan korur. Daha önceden aşılanmamış bir kadına hamileliği sırasında tetanoz aşısı ilk trimesterdan sonra 4-8 hafta arayla toplam 2 doz aşı olarak yapılmalıdır.
İlk görüşmede cinsel yolla bulaşan hastalıklar açısından , kızamıkcık ve Hepatit B açısından tarama yapılmalıdır. Smear alınmalıdır.

Bazı bulguların gebeliğe bağlı olabileceği konusunda gebelere bilgi verilmelidir:

Yorgunluk
Bulantı ve kusma
Sık idrara çıkma
Baş dönmesi
Varis ve hemoroid
Kabızlık
Mide yanması
Bacaklarda kramplar
Nefes darlığı
Ciltteki değişiklikler
Mastodini
Meme başındaki glandlarda belirginleşme
Kolostrum salınımı
Aşırı tükrük salgılanması

İlk görüşmede aşağıdaki durumlardan biri varsa mutlaka gebe bir KHD doktoruna yönlendirilip görüş alınmalıdır:
Doğumda anne yaşı ≥ 35
Sezaryen
Düşükler olması
Önceki doğumda bebekte doğuştan anormallik
Önceki doğumda bebeğin ölümü
Önceki doğumda bebeğin anne karnında ölümü
Önceki gebelikte erken doğum eylemi veya suyunun erken gelmesi
Düşük doğum ağırlığı öyküsü (<2500 g)
15-28. Haftalarda gebelik kaybı öyküsü
Rahimde miyom ya da anormallik

Gebe kadına aşağıdaki tehlike işaretlerinde hemen doktora başvurması gerektiği hatırlatılmalıdır.

Vajinal kan
Konvülziyon (Sara nöbeti gibi kasılmalar)
Başağrısı ile beraber görmede bozulma
Ateş ve/veya ciddi güçsüzlük
Ciddi karın ağrısı
Solunum güçlüğü veya sık solunum
Suyunun gelmesi
Yüz, el ve bacaklarda şişme
Bebek hareketlerinin hissedilememesi
Günlük aktivitelerin gerçekleştirilememesi

Ayrıca yukarıdaki tehlike işaretleri dışında derin bir kansızlık (Hb 7 nin altı), tansiyonun yüksek olması (140/90 üstü) ve idrarda protein olması, uterus yüksekliği değerlendirildiğinde beklenen haftayla uyumlu olmaması (büyük veya küçük), el doppleri ile bebek kalp seslerinin duyulmaması, bir önceki izlemde idrarında bakteriüri tespit edilen gebenin tedaviye rağmen bakteriürinin devam ediyor olması ve gebeliğe eşlik eden bazı hastalıkların varlığı (Kalp Hastalığı, Böbrek hastalığı, Diyabet, Astım, Tiroid Fonksiyon Bzk.luğu vb) durumunda aile hekimi gebeyi hastaneye sevk edecektir.

*40. haftaya kadar doğum gerçekleşmezse gebenin doğumun yapılacağı sağlık kuruluşuna hemen başvurması konusunda bilgi verilmelidir

Gebelik te 11,5-16 kilo alımı normaldir. Şişman olan gebelerin kilo alımı 7 kg’a kadar düşebilirken çok zayıf olanların 18 kg’a kadar çıkabilmektedir.

Gebelik boyunca günlük 100-300 kkal ek kalori alınmalıdır (adolesan gebelerde 450 kalori). Günlük 80 gr protein alınmalıdır. Proteinin süt, et, yumurta, peynir, kümes hayvanları ve balık gibi hayvansal kaynaklardan sağlanması önerilir. Gebelikte önemli olan fazla gıda almak değil, dengeli gıda almaktır. Üç öğün arasında ek öğünler alınarak enerji ihtiyacının düzenli karşılanması sağlanır.
Gebelik te demir ihtiyacı artmıştır ve bu açık demir depolarından karşılanamaz. Günlük 1000 mg demire ihtiyaç vardır. Kansızlığı yoksa ilk 4 ayda demire gerek yoktur. Gebeliğin ikinci yarısında demir verilmelidir.

Pratik olarak demir dışında, uygun kilo alımını sağlayan tüm diyetlerde, eğer iyotlu tuz içeriyorsa yeterli minerali de sağlayacaktır, Rutin kalsiyum, çinko, magnezyum ve flor desteğine gerek yoktur
Gebelik sırasında çoğu vitamin için artmış gereksinim, genellikle yeterli miktarda kalori ve protein alımı sağlayan diyet tarafından sağlanmaktadır.

Gebelik te folik asit ihtiyacı artmıştır (400-800 µg) . Tüm kadınlara gebe kalmayı planladıklarında günde 400 µg folik asit almaları önerilir. Bu tedaviye gebeliğin 8-10. haftasına kadar devam edilmelidir. Çünkü Nöral tüp defekti denilen bir omurilik anomalisinden bu şekilde bebek korunabilir. Maalesef ülkemizde gebelerin sadece % 4-5 kadarı folik asiti gebelikten önce başlamaktadırlar. Birçoğu ise hiç kullanmamaktadır. Bu nedenle gebe kalmayı düşünen tüm kadınların folik asitten zengin olan yeşil yapraklı besin tüketimine önem vermeleri gerekmektedir. Uzamış kusma, bazı kansızlıklar veya çoğul gebelik gibi durumlarda folik asid gereksinimi daha da artmaktadır.
Gebelere 12. Haftadan itibaren doğuma kadar ve sonrasında 6 ay günde 9 damla D vitamin desteği verilmelidir.

Gebelik te ilaç kullanımı doğacakbebeğin sağlığı bakımındançok dikkat edilmesi gereken bir konudur.İlaç ya da beslenme desteği olarak kullanılan bitkisel ilaçlar kesinlikle kullanılmamalıdır.

Gebe bir kadın yazın günde 2,5 kışın 2 litre su içmelidir.

Gebelik te sigara, alkol ve madde kesinlikle kullanılmamalıdır.

Gebelik te rahmin büyümesi ve vücut ağırlığının artmasına bağlı olarak vucudun duruşu değişir ve bel sırt ağrılarına neden olur. İlk 3 aydan sonra başlayan ve doğuma kadar haftada bir devam eden egzersiz programları vardır. Özellikle büyükşehirlerde yaşayanlariçin hastanelerimizde gebe okulları hem bu egzersiz programını bi rfizyoterapist eşliğinde yaptırmakta hem de anne ve bebek sağlığı açısından çeşitli uzmanlar tarafından gebe kadınlara eğitim verilmektedir.

Bu egzersiz programlarının yararları:

Gebelik te ortaya çıkan duruş bozukluklarını gidermek
Sırt ağrılarını azaltmak
Doğum sırasında gerekli olan soluma ve gevşemeyi öğrenmek
Karın ve doğumda kullanılacak olan kasların elastikiyet ve kuvvetini arttırmak
Doğumu kolaylaştırmak
Anne adayını ruhsal açıdan doğuma hazırlamak

Sağlıklı gebelerde cinsel ilişki zararsız kabul edilmektedir. Gebelik te cinsel ilişki sonrası karında sertleşme, kramp tarzında karın ağrısı vajinal kanama varsa (düşük ya da erken doğum eylemi tehtidi) cinsel ilişkiden kaçınılmalı ve doktora danışılmalıdır. Ayrıca vajinal mikrobik akıntı varsa tedavi edilmelidir.

Gebelik te seyahat etmenin bir sakıncası yoktur, 36.Haftaya kadar uçakla da seyahat edilebilir. Uzun yolculuklarda zaman zaman bacaklar hareket ettirilmelidir.

Bu konuda daha detaylı bilgi için hafta hafta gebelik isimli yazımızı okumanızı tavsiye ederiz.

Leave Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

clear formGönder